BASIN ÖZETİ

 

 “Çocuklara Ve Gençlere, Dağlık Alan Farkındalığı Ve Doğa Sevgisi Kazandırma” farkındalık toplantısı

Yer: Esnaf ve Sanatkarlar Odası Binası,   Tarih: 18.02.2018

 

 

Dokuz Eylül Üniversitesi Afet Yönetimi Anabilim Dalı ve Kamu Yönetimi Bölüm Başkanı  Prof.Dr. Zerrin Toprak ve Ekonomist Handan Konter öncülüğünde geliştirilen proje ile Seferihisar Belediye Başkanı Avukat Tunç Soyer’in moderatörlüğünü yaptığı “Çocuklara ve gençlere, dağlık alan farkındalığı ve doğa sevgisi kazandırmak” amaçlı bir tanıtım toplantısı,  ilgi gruplarının katılımı ile gerçekleştirildi.

 

Tunç Soyer “çocuk, genç ve dağ” temalı bir toplantıya katılmaktan mutluluk duyduğunu, konuya ilgi çekmenin önemine değindi . Toplantının ilgi odağını, dağ sporları yapan ilköğretim ve orta öğretim kurumlarından öğrenciler, izciler ve gençlerin aileleri oluşturdu. Açılış konuşmasında Prof.Dr.Zerrin Toprak, dağlık alanların etkin yönetimi gerekliliğine değinerek, illerin ve belediyelerin yeniden yapılanmasının “Dağlık Alan Belediyeler Birliği” kurulmasının teşvik ettiğini belirtti. Seferihisar Belediyesinin dağlık alan ve doğa sevgisi temel eğitimleri için çocuklara yönelik peyzaj düzenlemesi ile bir park alanı yapmada öncülük edebileceği düşüncelerini paylaştı. Kamu Yönetimi Doktora öğrencisi Yakup Özkaya “Dağlar ve Sürdürülebilirlik” konusunda ekosistem besin zincirinin önemi ve bu zincirin kırılmasının yol açabileceği sorunları “kurtlar” örneğinde görsel destekli olarak verdi. Zirve Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü Genel Başkanı Orhan Kozan, “Dağlık Alan Farkındalığında Çocuklar& Gençler”  konulu sunumunda, sağlıklı yaşam, disiplin ve dağcılık ilişkisini ortaya koydu ve öğrencileri doğaya bağlılıklarını öne çıkaran duygularını paylaştılar. Dokuz Eylül Üniversitesi Spor Bilimleri ve Teknolojisi Yüksekokulu öğretim üyesi, Prof.Dr. Erkut Konter “Hareketin Psikolojik Yararları” ve Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gürbüz Büyükyazı “Sağlıklı Yaşam ve Egzersiz” konularında bilgilerini gençlerle paylaştılar. Engelsiz İzciler Derneği Başkanı Esin Akgür Tezer, İzmir İzcileri ve Doğa Sporları Derneği Başkanı Busen Alpaslan, Salondakilere uygulamalı Eğitsel Farkındalıklar ile neşeli dakikalar yaşattılar. Prof. Dr.Ergun Laflı, eskiden insanların dağlık alanları yerleşim için tercih ettiklerini bu nedenle kültür varlıklarının dağlarda yer aldığını, dağlarda doğaya yönelik değerlendirmeler yapılırken tarihi mirasımıza da sahip çıkmak gerektiğini belirterek arkeolojinin önemine ilişkin temel bilgiler verdi. Mete Yazman, dağlık alanlarda çok yönlü güvenlik tedbirlerinin alınması, risk haritalarının çıkarılması ve bir merkezden yönetilmesinin önemine değindi.  Toplantı, bu çalışmaların sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla, yeni katılımcılarla birlikte projeler geliştirme yolunda iyi bir başlangıç olarak görüldü ve başarılı bulundu. 

 

 

 

TÜRKİYE’DEKİ ÖNEMLİ DAĞLAR VE ÖZELLİKLERİ

DAĞ ADI

KONUM

YÜKSEKLİK(m)

ÖZELLİKLERİ

Ağrı Dağı

Iğdır –Ağrı 

5122m (Atatürk Zirve)

  Türkiye’nin en yüksek dağıdır.

  Yağış yetersizliğinden ve volkanik maddelerin geçirimsizliğinden dolayı bitki örtüsü (bodur çalılar) seyrektir.

Iğdır ile Ağrı illeri arasında doğal sınırdır.

Ağrı Dağı Milli Parkı yer alır. Dünyada Alaska’daki meteor çukurundan sonra ikinci büyük göktaşı çukuru buradadır.

Her iki ilin de büyükşehir olmamasından dolayı dağlık alan yönetiminden il özel idaresi (vali) sorumludur.

Aladağlar

Niğde – Kayseri

3756m (Demirkazık Tepe)

Orta Torosların en yüksek noktasıdır.

Niğde ve Kayseri arasında doğal sınırdır.

Biyoçeşitlilik açısından zengin olup Aladağlar Milli Parkı’na ev sahipliği yapar.

Uzunluğu 90 km’dir.

Üzerinde çinko, demir, kurşun, sülfür ve altın cevheri gibi önemli madenler vardır.

Aladağlar’ın dağlık alan yönetiminden Niğde ili sınırları içerisinde Niğde il özel idaresi (vali), Kayseri ili sınırları içerisinde ise (6360 sa. Kanun gereğince) Kayseri Büyükşehir Belediyesi sorumludur.

Bolkar Dağları

Adana – Niğde – Mersin

3524m (Medetsiz Zirve)

  Yaklaşık 150 km alanı kaplar ve üç farklı ilin sınırları içerisindedir.

Bozdağ

İzmir – Manisa

2159m

  “Ege’nin Alpleri” olarak adlandırılan Bozdağ, Küçük Menderes ile Gediz ovaları arasında doğu-batı yönünde 170 km boyunca uzanır.

   Coğrafi konumu açısından çok fazla ormanlık alana sahiptir.

Kış turizmi, yayla turizmi ve dağcılık yapılır.  

  2013 yılında gerçekleşen çığ felaketleri sonucunda can ve mal kayıpları olmuş ve idare sonraki yıllarda (2014, 2015, 2016, 2017) bölgeyi ulaşıma kapatmıştır.

  Kendi il sınırları içerisinde kalan alanlarda dağın yönetimi İzmir ve Manisa büyükşehir belediyelerinin yetki ve sorumluluğundadır.

Davraz Dağı

Isparta

2635m

  2200 m yükseklikte kurulmuş olan kayak merkezi ile kış turizmi için elverişlidir.

  Dağ ve dağlık alanın yönetimi Isparta Valiliği  sorumluluğundadır.

Erciyes (Erciyas) Dağı

Kayseri

3916m

  İç Anadolu Bölgesi’nin en yüksek zirvesi iken Türkiye’nin de 5. yüksek dağıdır.

  Dağ kaynaklarının yoğun kullanılması sonucunda ormansızlaşma görülmektedir.

  Kapadokya Bölgesi’nin doğal bir bütünü olmasından kaynaklı turist çekme potansiyeli yüksektir.

  Dağ yönetimi ile ilgili yetki ve sorumluluk Kayseri Büyükşehir Belediyesi’ndedir.

Kaçkar Dağları

Rize 

3932m (Kavrun Tepe)

  Flora ve fauna açısından oldukça zengindir. Birçok endemik ve nesli tükenmek üzere olan türe ev sahipliği yapar.

  Türkiye’deki biyo-kaçakçılık oranının en fazla olduğu bölgedir.

  Yaylacılık yaygındır.

  Türkiye’deki tek “Şimşir Ormanı” burada yer alır.

  Kaçkar dağı milli parkı çok sayıda turist çekmektedir.

  Kayak tesisi yapılmak istenmektedir.

  Çığ, heyelan, sel gibi afet riskinin varlığından söz edilebilir.

  Dağcılık, rafting, eko-turizm yaygındır.

  Dağ ve dağlık alan üzerinde çok sayıda HES yapılmıştır.

  Dağınık yerleşen dağ köylerine yönelik hizmet sunma Rize İl Özel İdaresi’nin yetki ve sorumluluğundadır.

Karçal Dağı

Artvin

3428m

  UNESCO tarafından Türkiye’nin ilk ve tek biyosfer rezerv alanı ilan edilen (2005) Camili Havzası buradadır.

  2000-2008 yılları arasında Çevre ve Orman Bakanlığı (mülga) tarafından yürütülen ve Dünya Bankası ile Küresel Çevre Fonu (GEF) tarafından desteklenen “Biyolojik Çeşitlilik ve Doğa Kaynak Yönetimi Projesi” kapsamında pilot proje sahalarından birisi olarak seçilmiştir. Bu kapsamda: Alanın yönetim planı tüm ilgi gruplarının katılımı ile hazırlanmıştır. Camili havzası ormanları için biyolojik çeşitlilik koruma ve geliştirme kararları içeren orman amenajman planı hazırlanmıştır.

  Evler yöresel mimariyi korumak amacıyla küçük değişiklikler ve onarımlar yapılarak aile pansiyonları haline dönüştürülmüştür.

Kaz Dağı

Balıkesir

1774m

  Ege Bölgesi ile Marmara Bölgesi’ni ayıran doğal bir sınırdır.

  Flora ve fauna açısından zengin olması ve bitki örtüsünün taşıdığı biyolojik çeşitlilik milli parkın kaynak değerini oluşturmaktadır.

  Köyler ve şelaleler çokça turist çekmektedir.

  Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından belirlenen ürüyüş rotalarında trekking yapılmaktadır.

  Sürekli olarak maden arama faaliyetleri ile gündeme gelmekte ve halihazırda belirli sahalarda maden çıkartılmaktadır.

  Kaz dağının yönetiminde yetkili olan mercii Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanlığıdır.

Nemrut Dağı

Adıyaman

2206m

  Turizm açısından büyük öneme sahip olan dağın tepesinde Helenistik dönem devletlerinden Kommagane Krallığı’na ait kalıntılar vardır. Bu bölge aynı zamanda milli park olarak kabul edilmiş bir açık hava müzesidir.

  UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer almaktadır.

Spil Dağı

Manisa

1517m

  Aynı zamanda milli park da yer alan Spil Dağı’nda dağcılık sporuna uygun rotalar vardır.

  Yılkı atlarının yaşam alanıdır.

  Dağ köylerinde kırsal turizm faaliyetleri (evlerin turizme açılması) görülür.

  Son yıllarda sıkça orman yangınları yaşanmaktadır.

  Spil dağına yönelik hizmetlerin gerçekleştirilmesi Manisa Büyükşehir Belediyesinin görev ve sorumluluğundadır.

Süphan Dağı

Ağrı – Bitlis

4058m

  Türkiye’nin 3. yüksek dağıdır.

  Van Gölü’ne de yakın olması nedeniyle dağcılık ve doğa yürüyüşü faaliyetlerinin görüldüğü bir dağdır.

  Dağın bulunduğu ilçe olan Adilcevaz “Sakin Şehir” olmaya adaydır.

  Ağrı ve Bitlis illerinin sınırları içerisinde olan dağ bu iki ilin il özel idarelerinin görev alanı içerisindedir.

Tendürek Dağı

Ağrı – Van

3533m

  Son dönemlerde terörist çatışmalarla gündeme gelen Tendürek Dağı 2017 yılının sonuna kadar “geçici askeri güvenlik” bölgesi ilan edilmiş ve bölgeye her ne sebeple olursa olsun girişler yasaklanmıştır.

Uludağ

Bursa

2543m (Karatepe)

  Marmara bölgesinin en yüksek zirvesidir.

  Özellikle kış turizminin Türkiye’deki en gelişmiş dağıdır.

  Kayak sporu ve dağcılık için tesisler ve oteller vardır.

  Zengin orman çeşitliliği ile ağaç zonlarının dizilişi rahatça görülebilir.

  Yükseklik arttıkça dağ köylerine yönelik hizmetlerde aksamalar yaşanmaktadır.

  Uludağ Milli Parkı yer alır.

  Uludağ’a yönelik yapılacak hizmetlerde 6360 sa. Kanun gereğince Büyükşehir Belediyesi yetkilidir.

Yunt Dağı

Manisa

1074m

  Çevresindeki yoğun nüfuslu yerleşimlere rağmen Yunt Dağı’ndaki yerleşik nüfus seyrektir.

  Bölgedeki orman varlığı başlıca geçim kaynağıdır.

  BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından finanse edilen ve Çevre ve Orman Bakanlığı koordinasyonunda “Dağlık Alanlardaki Yerleşimlerin Sosyal ve Ekonomik Durumlarının İyileştirilmesi ve Katılımcılığın Geliştirilmesi: Yuntdağı Modeli” projesi ile kırsal alanlardaki sürdürülebilir kalkınma çalışmalarına destek olmak amaçlanmıştır.

Yıldız (Istranca) Dağları

Kırklareli – Tekirdağ – İstanbul

1031m (Mahya Dağı)

  Bulgaristan’dan başlayarak  Trakya’nın Karadeniz kıyıları boyunca uzanan bir sınır ötesi dağdır.

  Özellikle kuzey yamaçları kıyıdan zirvelere kadar ormanlarla kaplıdır.

  300 km’lik bir uzunluğa sahip olan Yıldız Dağları’nda birçok mağara da bulunmaktadır. Bu mağaraların çevrelerinde bulunan patlamalı taş ocakları mağaralara zarar vermektedir.

  Yine bu mağaralarda kaçak kazı yapan definecilerde mağara ekosistemine zarar vermekte ciddi bir atık sorununa yol açmaktadır.

  Bu alanların yönetimi Kırklareli İl Özel İdaresi, Tekirdağ ve İstanbul Büyükşehir Belediyelerinin işbirliği ile gerçekleştirilebilir. 

 

 

 

11 Aralık Uluslararası Dağlar Günü Etkinliğimizin Sunum Dosyaları için tıklayınız.

11 Aralık Dünya Dağlar Günü Kutlamalarımız 5. yılına giriyor…

11 Aralık Dünya Dağlar Günü çalışmalarımız 5. yılına girmiş bulunmaktadır. Bu çalışmaların temel yaklaşımı,  dağların ve dağlık alan bölgelerinin ihmal edilmesinin tespiti ile konunun önemini ortaya koymak; birey ve kullanıcı ilişkisindeki monotonluğu, ilgisizlik ve ihmal edilmişliği üretkenliğe çevirebilmektir. Bu amaçla, hangi yöntemlerle ilgi gruplarının ilgisinin çekilebileceğini tanımlamak; sürdürülebilir dağ yönetimi konularında, kamu politikalarını biçimlendirecek etkili siyasalar geliştirmeyi sağlayacak modellemeleri oluşturmak, bugüne kadar gelinen farkındalık sürecinin başarı ölçümünü sorgulamak gibi temel aşamalara dayandırılmıştır.

Dağlık alanlarda, doğal kaynakların sürdürülebilirliği ile bağlantılı görülen,  beşeri ve toplumsal sermayenin gelişimini sağlamada, kamu yönetimlerinin hassasiyet göstermelerini teşvik amacıyla da, Birleşmiş Milletler Teşkilatı 2002 yılını  “Uluslararası Dağlar Yılı” olarak ilan etmiştir. Bu şekilde dağlık alanların önemine dünyanın ilgisi çekilmiştir. Mamafih bu çalışmalar Türkiye’nin ilgisini tam olarak çekememiştir. Türkiye’de Dağlık Alan Yönetimi Şube Müdürlüğünün yeri, Orman ve Su İşleri Bakanlığının Teşkilat Şemasında inatla arandığında bile kolay bulunamamaktadır. Dağlık Alanlar konusu Türkiye’de stratejik önemi arka planda kalan ve çok etkin olmayan bir yönetim ile ilişkilendirilebilir. Dağların ve dağlık alanların kullanımı neredeyse bir iktidar aracı haline gelmiş ve uzak durulan, erişimi de uzak olduğundan toplumun sahiplenemediği, tam olarak da kontrol edilemeyen mekânlardır. Oysaki Türkiye’nin ortalama ¾’ü dağlık alanlardır. Dağ köylüsü resmi belgelerde veya raporlarda görünür değildir. Esasen idari değişimlerle de “belediyelerin kırsal mahallelerine” dönüşmüş,  kendi var adı yok hale gelmiştir.

 

Oysaki coğrafi olarak dağlar, kara ve kıyı sınırlarında yer alma ve konumuna göre sınır aşan dağlar özelliği taşıma yönüyle de stratejik alanlardır. Türkiye’de gerek sahip olduğu imkân ve araçlar gerekse lojistik önemi açısından dağların, idari açıdan merkez konumuna alınması önem taşımaktadır. Dağ yönetiminin, orman yönetiminden ayrı tutulması ve özel bir yönetim birimine dönüştürülmesi gerekliliktir. Nitekim uluslararası çalışmalarda dağlık bölgeler konusu insan hakları ve yüksek çevre kalitesini sağlama ortaklığında yer almaktadır. Bugünlerde dağlarımızın terörist yatağı olma nedeni de görünür hale gelmiştir. Dağlarımız maden ve doğa zenginliğine sahiptir. Kamu politikalarında dağlarımızın görünür hale getirilmesi önemlidir. 6360 sayılı kanunla ortaya çıkan il bütünlüğü modelini fırsata dönüştürmek ve Dağlık Alanlar Belediyeler Birliği gibi yapısallıkları kurmak önem taşımaktadır. Son sözümüz de Türk Kadınlar Birliği Bayraklı Şubesine bir teşekkür olacaktır. Bu yıla kadar başaramadığımız bir konuda bir ilk adım olarak, 2017 tanıtım takvimine 11 Aralık Dünya Dağlar Gününü işlemesidir. Bakanlıklarımızdan, özellikle Orman ve Su İşleri Bakanlığından da benzer adımı bekliyoruz.